10 Ağustos 2022

Türk Haber 24

Türkçe Haberler

Terörün milliyeti, etnik kökeni veya dini yoktur

15 Temmuz 2016 akşamı “Fethullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) ülkemin halkına ve hükümetine karşı kanlı bir darbe girişimi başlattı. Amaçları, yalnızca elebaşları Fethullah Gülen’e sadık, radikal, köktenci bir rejim kurmaktı.

FETÖ’ye bağlı ordu birlikleri, İstanbul’daki Boğaziçi köprüsü gibi kilit noktaları işgal etmek için kışlalarını terk ederken, savaş uçakları ve taarruz helikopterleri parlamento, cumhurbaşkanlığı yerleşkesi, ordu ve emniyet müdürlüğü gibi stratejik hedefleri bombalarken; Binlerce sivil, eşi benzeri görülmemiş bu hain darbe girişimini durdurmak için sokaklara döküldü. Komplocular 251 masum sivili öldürdü ve binlerce kişiyi yaraladı. O gece Türk halkı demokrasiyi canı pahasına savundu. Bu kahramanca tepki, komplocuların öngörmediği bir şeydi.

Yaşananları anlamak için FETÖ’nün gerçek mahiyetini anlamak gerekir. FETÖ, 1960’ların sonlarında sözde bir “dini hareket” olarak kuruldu. Eğitimi ve dinler arası diyalogu teşvik etme kisvesi altında, kötü niyetlerini örtbas etmeyi başardı.

FETÖ mensuplarının ve orduya, kolluk kuvvetlerine, yargıya ve bakanlığım da dahil olmak üzere çok sayıda devlet kurumuna giren FETÖ mensuplarının iyi planlanmış ve yaygın bir şekilde sızması, son aşaması 15 Temmuz’da serbest bırakılan kapsayıcı bir plan için onlarca yıl gizlice yürütüldü. , 2016.

Darbe girişimi başarılı olsaydı, bugün çok farklı bir Türkiye olurdu. Demokrasi olmazdı ve temel hak ve özgürlükler süresiz olarak askıya alınırdı. Ulus aşırılık yanlısı bir hükümetin eline düşecekti.

FETÖ sadece eğitim kurumlarının önemli bir bölümünü kontrol etmekle kalmamış, aynı zamanda çok sayıda finans kuruluşuna da sahip olmuştur. Banka hesapları, sanayi ve ticarette önde gelen FETÖ mensuplarının yanı sıra yetkililer ve halk tarafından beslendi. Dindarlıkları manipüle edildiğinden birçok masum sivil de FETÖ’nün mali kaynaklarına katkıda bulunmaya ikna edildi. Dünyanın dört bir yanındaki okullarından elde edilen muazzam gelir, gizlice nihai hamlelerini bekleyen bu hesaplara kanalize edildi.

15 Temmuz 2016’daki kanlı darbe girişiminin ardından, devlet kurumları ve ordu da dahil olmak üzere kamu kesiminin yanı sıra özel sektör de FETÖ’ye bağlı tüm kişi ve şirketlerden kararlı bir şekilde temizlenmeye başlandı. Bazı önde gelen komplocular yakalandı. Diğerleri adaletten kaçtı ve yabancı ülkelere sığındı. FETÖ terör örgütünün lideri Fethullah Gülen halen ABD’de ikamet ediyor. Hükümetimiz yıllardır ABD’den Gülen’in Türkiye’ye iadesini ve Avrupa ülkelerinden FETÖ mensuplarının iadesini talep ediyor. Ne yazık ki, bu istekler henüz yerine getirilmedi.

Öte yandan dünyanın başka yerlerinde de giderek artan sayıda hükümet, bu terör örgütünün kendileri için de oluşturduğu tehlikeyi anlıyor ve gerekli adımları atıyor. FETÖ ayrıca vize dolandırıcılığı, kara para aklama ve silah kaçakçılığı gibi yasa dışı faaliyetlerde de bulunmaktadır. Sonuç olarak birçok ülkede FETÖ mensupları kamu ve özel sektörden temizleniyor. Yurtdışında bu terör örgütüne bağlı birçok okul 2016 yılından sonra Türkiye Maarif Vakfı’na devredilmiştir. Bugün Maarif Okulları birçok ülkede faaliyet göstermekte ve dünya çapında mükemmel bir eğitim vermektedir.

Türkiye’nin FETÖ’ye karşı yürüttüğü mücadelenin niteliği ve kapsamı, diğer ülkelerin yetkilileri ve sivilleri terörize eden, demokratik değerleri, temel hak ve özgürlükleri tehlikeye atan örgütlere karşı yürüttüğü mücadeleden farklı değildir. Türkiye, terörle mücadelede ilgili ülkelerin geçmişte yaptıklarını yapıyor. Tüm prosedürler yasalara uygundur.

Terörün milliyeti, etnik kökeni veya dini yoktur. Bu tehdit bir bütün olarak insanlığı tehdit etmektedir. Bu nedenle, bu tehdide yanıt birlik içinde ve kararlı olmalıdır. Hiçbir devletin teröristler arasında ayrım yapma lüksü yoktur ve hiçbir terör örgütü tercihlerine göre “faydalı” olarak sınıflandırılamaz. FETÖ, yüzlerce can kaybının yanı sıra Türk halkına karşı işlenen diğer ağır suçların sorumlusudur. 15 Temmuz 2016’dan altı yıl sonra Türkiye, PKK, PYD-YPG, DHKP/C ve DAEŞ (IŞİD veya IŞİD) gibi diğer terör örgütleriyle mücadelesini sürdürdüğü gibi FETÖ’ye karşı da kararlı mücadelesini sürdürüyor.

Uluslararası toplumun terörle mücadelede Türkiye ile dayanışma içinde olmasını bekliyoruz.